Dental İmplant Makaleleri
- Ana Sayfa
- Dental İmplant Makaleleri
Dental İmplant Uygulaması Sonrası Görülen Denosumabla İlişkili Çene Kemiği Osteonekrozunun Tedavisi
Treatment Of Denosumab-Related Osteonecrosis Of The Jaw After Dental Implant Treatment
Denosumab insan monoklonal antikorlarından biridir ve osteoporoz, kemik metastazı gibi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Osteoklast aktivitesini inhibe ederek, kemik rezorpsiyonunu azaltıp, kemik densitesini artırarak etkisini gösterir. Denosumabın yan etkilerinden bir tanesi de çene kemiklerinde osteonekroza sebep olmasıdır. İlaçla ilişkili çene kemiği osteonekrozu (MRONJ), diş çekimi, protez travması, periodontal hastalık ve dental implant tedavisi gibi birçok lokal risk faktörüne bağlıdır. Literatürde, MRONJ hastalarında dental implant tedavisi halen tartışma konusudur. Bu vaka raporunun amacı, dental implant tedavisi sonrası gözlenen denosumabla ilişkili çene kemiği osteonekrozunun (DRONJ) ilaç tatili sonrası başarılı cerrahi tedavisini sunmaktır. Cerrahide, ultrasonik kemik cerrahisinin L-PRF ile birlikte uygulanması, ilaç tatili sonrası DRONJ hastalarının tedavisinde, sert ve yumuşak doku iyileşmesinde etkili olabilecek alternatif bir tedavi yöntemidir.
Denosumab is one of the human monoclonal antibodies and is used in the treatment of osteoporosis and bone metastasis. It acts by inhibiting osteoclast activity, reducing bone resorption, and increasing bone density. A severe side effect of denosumab is the osteonecrosis of the jaw. Medication related osteonecrosis of the jaw (MRONJ) depends on many local risk factors such as tooth extraction, prosthetic trauma, periodontal disease and the dental implant therapy. Dental implant treatment is still a matter of debate in MRONJ patients in literature. The aim of this case report is to present the successful surgical management of denosumab related osteonecrosis of the jaw (DRONJ) observed after dental implant treatment following the discontinuation of medication. Use of ultrasonic bone surgery in combination with L-PRF is an alternative treatment method that can be effective in exposed bone coverage and hard and soft tissue healing following the discontinuation of medication in DRONJ patients.
Dental İmplantlarda Kullanılan Dayanak Materyallerinin Biyolojik, Mekanik ve Estetik Açıdan Değerlendirilmesi
Biological, Mechanical and Aesthetic Evaluation of Abutment Materials Used in Dental Implants
Dental implantlar, protetik diş tedavisinde öncelikli bir tedavi seçeneği haline gelmiştir. Bu nedenle tedavinin başarısını artırmak adına dental implantlar ve parçaları ile ilgili gelişmeler devam etmektedir. İmplant dayanakları, protetik yapıyı destekleyen ve implanta çeşitli bağlantı mekanizmaları ile bağlanan bir implant parçasıdır. Dayanakların yapıldığı materyallerin; tedavinin biyolojik, mekanik ve estetik başarısı üzerine etkileri olduğu düşünülmektedir. Günümüzde dayanak materyali olarak sıklıkla titanyum tercih edilir. Biyouyumlu ve dirençli bir materyal olan titanyumun çeşitli dezavantajları mevcuttur. Seramik ve polimer materyallerin ise çeşitli açılardan titanyuma alternatif olduğu düşünülür. Bu derlemenin amacı farklı dayanak materyallerini biyolojik, mekanik ve estetik açıdan kıyaslayarak doğru endikasyonda doğru dayanak seçimine yardımcı olmaktır.
Dental implants have become a primary treatment option in prosthetic dentistry. Thus, developments regarding dental implants and parts continue in order to increase the success of the treatment. Implant abutment is an implant part that supports the prosthetic structure and is connected to the implant by various attachment mechanisms. It is thought that the materials from which the abutments are made has varying effects on the biological, mechanical and aesthetic success of the treatment. Frequently, titanium is preferred as the abutment material. However; titanium, a biocompatible and resistant material, has several disadvantages. Ceramic and polymer materials are considered to be alternatives to titanium in various respects. The aim of this review is to help the selection of the right abutment in the right indication by comparing different abutment materials in terms of biological, mechanical and aesthetic.
Şiddetli Periodontal Yıkım Görülen Hastada All-On-4 İmplant Tedavisi ve İmmediat Yükleme Protokolü
All-On-4 Implant Treatment And Immediate Loading Protocol In The Patient With Severe Periodontal Destruction
All-on four implant sistemi, çenelerde arka bölgelerde kemik yetersizliği olan bireylerde, kesici ve küçük azı bölgelerindeki kemik dokudan yararlanarak, arkalarda açılandırılmış, önlerde ise aksiyal konumlandırılmış implantlar üzerine bir sabit protez uygulanması prensibine dayanır. İmplantların yeterli primer stabiliteye sahip olmaları halinde immediat yükleme protokolüyle hastanın cerrahi işlemden hemen sonra uygulanan geçici sabit protezlerle iyileşme süreci tamamlanır ve osseointegrasyon süreci sonunda daimî protezler takılır. Bu olgu sunumunda üst dişlerinde periodontal yıkım neticesinde dişlerini kaybetmiş olan hastamızın diş çekimleri ile eşzamanlı olarak All-on-four protokolüne göre dental implantları uygulanmıştır. İmmediat yükleme ile uyguladığımız geçici sabit protezlerle üç aylık bir osseointegrasyon sürecinin arından hastaya daimî protezleri uygulanmış ve bu geçici protezler sayesinde hasta, daimi protezlerine daha kolay adapte olabilmiştir.
The All-on four implant system is based on the principle of applying a fixed prosthesis on implants that are angled in the back and axially positioned in the front by making use of the bone tissue in the incisors and premolars in individuals with bone deficiency in the posterior regions of the jaws. If the implants have sufficient primary stability, the patient's healing process is completed with temporary fixed prostheses applied immediately after the surgical procedure with immediate loading protocol and permanent prostheses are delivered at the end of the osseointegration process. In this case report, dental implants were applied according to the all-on-four protocol simultaneously with the tooth extractions of our patient who lost her teeth as a result of periodontal destruction in her maxilla. After a three-month osseointegration period with temporary fixed prostheses that we applied with immediate loading, permanent prostheses were delivered to the patient and thanks to these temporary prostheses, the patient was able to adapt to their permanent prosthesis more easily.
Bükülebilir Dayanağa Sahip Tek Parça Kortikobazal Dental İmplantların Marjinal Kemik Kaybı ve Sağ Kalım Açısından Retrospektif Olarak Değerlendirilmesi
Retrospective Evaluation Of Marginal Bone Loss And Survival Rates Of Single Piece Dental Implants With Bendable Abutments
Bu çalışmanın amacı, bükülebilir dayanağa sahip tek parça kortikobazal dental implantların sağ kalımları ve marjinal kemik kayıplarının değerlendirilmesidir. Bu retrospektif çalışmada, bir yıl önce toplam 100 adet tek parça kortikobazal implant yerleştirilmiş 20 hastaya ait veriler kullanılmıştır. Hastaların implant yerleşiminden hemen sonra ve tam 1 yıl sonra çekilmiş panoramik radyografileri karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Radyografik bulgularda implantların ortalama kemik kaybı 0,22 mm olarak saptanmış, kemik kayıpları ile implant çapı, boyu ve uygulanan çene ile istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon bulunmamıştır (p>0,05). Tek parça implantların 1 yıl sonundaki sağ kalım oranı %100 olarak saptanmıştır. Tüm bu bulguların ışığında tek parça kortikobazal implantların 1 yıllık sağ kalım oranları ve düşük kemik kayıpları göz önüne alındığında klinikte başarı ile kullanılabileceği söylenebilir.
The purpose of the present study was to evaluate the survival rates and marginal bone levels of corticobasal one-piece implants. In this retrospective trial, the 1 year data belonging to 100 one-piece corticobasal implants that were inserted to 20 patients were used. The panoramic radiographs of the included patients that were taken at loading time and 1 year after were compared and evaluated. The mean bone loss of implants was 0.22 mm; no correlations were detected between bone loss and implant diameter, length and inserted jaws (p>0.05). The survival rate of one-piece implants were %100 after 1 year. In the light of the present results and taking into the consideration of low marginal bone loss and high survival rates, it can be concluded that one-piece corticobasal single piece implants can be successfully used in the clinic.
Alt Anterior Dişli Çenede Quattrofix Opsiyonu: Olgu Sunumu
Quattrofix Option in Lower Anterior Mandible: A Case Report
Dental implantoloji her geçen gün gelişmektedir. Dental implantların operasyon gününde yüklenmesi sayesinde fonksiyon ve estetik hemen rehabilite edilebilmektedir. Tam dişsiz hastalarda posterior bölgede vertikal ve horizontal açıdan yeterli kemik bulunmadığı durumlarda posteriorda açılı, anteriorda ise düz yerleştirilmiş implantlar üzerine yapılan sabit protez operasyon gününde hastaya teslim edilebilmektedir. Bu sayede başarı şansı düşük ileri cerrahi yöntemlerden, kısa implant kullanımından kaçınılabilmektedir. Bu vaka sunumunda, periodontal sağlığını kaybetmesi sebebiyle alt çenesinde mevcut dişlerinin çekimi planlanan bir hastanın, posterior bölgesinde yeterli kemik hacmi mevcut olmadığından anterior bölgeye ikisi açılı ikisi ise düz olarak yerleştirilen dört implant üzerine hemen yükleme yapılarak vidalanan geçici sabit protezi sunulmaktadır.
Dental implantology is developing every year. The immediate loading of dental implants, allows restoring the function and aesthetic in the surgical operation day. When the posterior bone volume is insufficient vertically or horizontally in the posterior regions, the concept of inserting angulated, implants in the posterior and straight implants in the anterior region provides an opportunity for immediate loading of four implants, with fixed prosthesis. Thus, advanced surgeries with low success rates and usage of short dental implants can be avoided. In this case report, the fixed prosthesis that was screwed on four dental implants placed in the anterior region in accordance with this concept was presented.
Farkli Yiv Yapisina Sahip Dental İmplantlarda Marjinal Kemik Kaybının Değerlendirilmesi: Pilot Çalışma
Evaluation of Marginal Bone Loss In Dental Implants With Different Thread Structure: Pilot Study
Yerleştirme sırasında implantın stabilitesinin sağlanması, başarı için kritik bir faktör olarak kabul edilmektedir. İmplant stabilitesine ek olarak, peri-implant marjinal kemik kaybı önemli bir tedavi sonuç ölçüsüdür. Bu prospektif pilot çalışmada, aynı implant firmasına ait iki farklı yiv tasarımına sahip implantların 1 yıllık takip sonrası marjinal kemik kayıplarının değerlendirmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 15 hasta ve 41 adet implant dahil edilmiştir. Uygulanan implantların 8’i agresif yiv tasarımına sahip ve 33’ü ise normal yiv tasarımına sahiptir. İmplantların yüklenmesini takiben ve 1 yıl sonra hastalardan panoramik radyografiler CCD sensörlü cihazı ile dijital olarak elde edilmiştir. Alınan röntgenler üzerinde marjinal kemik kaybı ölçümleri yapılmış, elde edilen veriler istatistik programı ile değerlendirilmiştir. Agresif yivli ve normal yiv yapısına sahip implantlarda 1 yıl sonunda saptanan marjinal kemik kaybı miktarı arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır.
Ensuring implant stability during placement is considered a critical factor for success. In addition to implant stability, peri-implant marginal bone loss is an important measure of treatment outcome. The aim of this prospective pilot study was to evaluate the marginal bone loss of implants with two different thread designs of the same implant company after 1 year of follow-up. The study included 15 patients and 41 implants. Of the implants, 8 were implants with aggressive thread design and 33 were implants with regular thread design. Panoramic radiographs were obtained digitally with a CCD sensor device following implant loading and 1 year later. Marginal bone loss measurements were made on the radiographs and the data obtained were evaluated with a statistical program. No significant correlation was found between the amount of marginal bone loss detected at the end of 1 year in implants with aggressive and regular thread structure.